|
ÇOĞUL DİRENÇLİ MİKROORGANİZMALAR
11/08/2005 tarihli ve 25903 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan “Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği” çerçevesinde Bakanlık Makamının 16/05/2007 tarihli ve 7716 sayılı onayı ile yürürlüğe konulmuş olan “Hastane Enfeksiyonları Bilimsel Danışma Kurulunun Teşkili, Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönerge” kapsamında oluşturulan “Hastane Enfeksiyonları Bilimsel Danışma Kurulu”nun Kararları, görüşleri doğrultusunda yürütülen hastane enfeksiyonlarının önlenmesi ve kontrolü çalışmalarında, yataklı tedavi kurumları enfeksiyon kontrol komitelerinin etkin ve etkili çalışmaları ile önemli ilerlemeler kaydedilmektedir.
1940’lı yıllardan beri kullanılan antimikrobiyal ajanlar sayesinde enfeksiyon hastalıklarının morbidite ve mortalitesinde önemli azalmalar sağlanmış, ancak uygun ve doğru kullanıldığında enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde büyük faydalar sağlayan antibiyotiklerin yıllar içerisinde geniş çaplı ve uygunsuz kullanımı ile özellikle 20. yüzyılın sonlarında görülmeye başlayan antimikrobiyal direnç bugün, gelişmiş ülkeler dahil, tüm dünyada önemli bir tehdit ve halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Yeni bir antibiyotiğin keşfi ve klinik kullanıma sunulması uzun yıllar alırken bu antibiyotiklere karşı mikroorganizmaların direnç geliştirmesi çok daha kısa sürelerde meydana gelmekte, hatta bazı antibiyotikler henüz klinik kullanıma sunulmadan benzer yapıdaki antibiyotiklere karşı gelişmiş direnç mekanizmaları nedeniyle istenen etkiyi sağlayamamaktadır. Son yirmi yılda keşfedilmiş yeni bir antibiyotik grubu bulunmamaktadır. Mikroorganizmaların geliştirdiği bu direnç mekanizmaları bazen çok basit enfeksiyonların tedavisini güçleştirebilmekte, ciddi enfeksiyonlarda mortaliteye yol açabilmektedir.
Centers for Disease Control and Prevention (CDC) yayınlarında son zamanlarda bu direnç mekanizmalarından biri olan Yeni Delhi Metalol-beta-laktamaz (NDM-1) enziminin, altı ay içerisinde Pakistan veya Hindistan’da tıbbi tedavi alan hastalarda, özellikle enterobakterilerde yaygın olup başta karbapenemler olmak üzere sık kullanılan birçok antibiyotiği etkisiz hale getirdiği belirtilmekte ve diğer bakterilerde de benzer durumun olabileceğine dikkat çekilerek mevcut CDC enfeksiyon kontrol kılavuzunda yer alan karbapenem dirençli enterobakteriler için alınması gereken önlemlerin NDM-1 üreten izolatların saptanması durumunda da uygulanması önerilmektedir.
NDM-1 enziminin plazmitler aracılığı ile taşınması bu direnç mekanizmasının sadece hastanelerde özellikle yoğun bakım ünitelerinde değil toplumda da yayılabileceği endişesine yol açmaktadır. NDM1 ve benzeri direnç mekanizmaları ile birçok antibiyotiğe dirençli suşların ortaya çıkması durumunda bu bakterileri taşıyan (kolonize olan) veya enfekte olan hastaların temas izolasyon önlemleri ile çok yakından takip edilmeleri gerekmektedir.
Hastanelerimizde dirençli suşların oluşumunun veya yayılımının önlenmesi için standart enfeksiyon kontrol, izolasyon önlemlerinin alınması, rasyonel antibiyotik kullanım politikalarının uygulanması önemlidir. |